22 Şubat 2017 Çarşamba

SKAM -Dizi-


SKAM, Norveç yapımı 15-18 yaş aralığındaki liseli gençlerin yaşamlarını her sezon farklı biri tarafından anlatılarak devam eden bir dizi. Halen güncel olan bu dizi hakkında pek çok yazı okudum Kafa Dergi bloğunun yazarı Mert'te gördüm ilk önce, daha sonra Sade ve Derin Deep'te ve daha sonra da pek çok yerde. 3 günde 3 sezonunu bitirdim ve dizi hakkında söyleyecek bazı sözlerim var.

19 Şubat 2017 Pazar

6'lı Film Lakırdısı #3

Selam Sevgili Okur,
6'lı film lakırdı serimin 3. yazısı 5/5'lik filmlerden oluşmakta ve filmlerden 3 tanesi Johnny Depp filmi :D Ayrıca farkında olmadan seriyi yine Pazar gününün ilk saatlerine denk getirmişim. Neyse bakalım, pazarlarını film izleyerek geçirenlerin de işine yarar umarım :)

6'lı Film Lakırdısı #2 için tık tık
6'lı Film Lakırdısı #1 için tık tık
2'li Film Lakırdısı için tık tık

Bahsedeceğim filmler:
- Saksı Olmanın Faydaları(Amerikan yapımı komedi-dram)(5/5)
- The Hundred-Foot Journey(Amerika(aslında Hindistan'la ortak da denilebilir) yapımı komedi-dram)(5/5)
- Chocolat(Çikolata)(İngiliz-Amerikan ortak yapımı dram-komedi-romantik)(5/5)
- Secret Window(Gizli Pencere)(Amerikan yapımı gerilim-gizem)(5/5)
- As Good as It Gets(Amerikan yapımı komedi)(5/5)
- Transcendence(Amerikan yapımı bilim-kurgu-aksiyon-gerilim)(5/5)

14 Şubat 2017 Salı

Ergenden Olgun, Yetişkinden Toy, Yaşıtlarından Hallice


Normal nedir? Olması gereken? Topluma uygun? Tüm bunların belli bir çizgisi var mı?
Kendini sınırları aşan, çiğneyen olarak tanımlayanlar ya da tanımlayacak gibi davrananlar bile bir selam vermeyi, soru sormayı yanlış anlayabiliyor.
Garip karşılanmamak için yaptığım hareketler yanlış anlaşılıyor, ortama ayak uydurmak için yaptığım hareketler garip karşılanıyor.

En mantıklısı ne biliyor musun? Kendin olmak. O zaman hareket ve sözlerinden emin olur ve kabul görmeyecek olsan bile kendi doğalını yaşarsın. Zaten ne zaman kabul görmek için çabalasam saçmaladım, yalancı gibi göründüm. Diyorum ya, en iyisi kendin olmak.

İnsanları gözlemlemek, farklı davranışları kısa süreli de olsa taklit etmek kötü değil(belli bir yere kadar tabii.). Öğrenmeyi sağlıyor insanın kendi özünde olanın doğru olduğunu ve insanların bu durumu kabullenmeleri gerektiğini. Kabullenmezlerse de bu onların sorunu.


Sevgiler
Karga

12 Şubat 2017 Pazar

Şipşak, Hızlı Yazılar: Zekalı Geri

Sürekli tekerrür halindeki hayat  biraz kabak tadı vermedi mi? Neden sürekli dönüp dolaşıp aynı sıkıntılar hatta bazen level atlamışlarıyla karşılaşıyorum?
Neden? 
Sonra da kendime dönüyorum, bu çektiğin de sıkıntı mı, ne acıları olanlar var?(Artık derdimi başkalarına anlatmadığım için gudubetliği kendi kendime yapar oldum.) Evet, bu çektiklerim sıkıntı. Kusura bakma daha kötü şekilde kapaklanamadım yere, daha pis belalara bulaşamadım. Elimden gelen bu.
Ablamdan nefret ettiğimi bilmem kaçıncı defa söylememe gerek var mı bilmiyorum. Tam bu nefretim yatışmıştı, tam onu affedebilir konuma gelmiştim ki seneler önce başımıza bulaştırdığı bela yine geldi buldu bizi. Bir haftadır tek başıma bu belayla uğraştım. Sonunda sıkıntıyı aileme açtığımda babam tarafından "gerizekalı" ilan edildim. Evet Okurcum, bu gün seninle Gerizekalı olarak konuşuyorum. Ablam lohusa olmasaydı var ya öyle bir patlayacaktım ki ona. Lanet olsun ki bunu da sadece buraya yazabiliyorum. Anneme de sitem ettim, gitti o anlattı her şeyi babama sanki çok gerekiyormuş gibi.

Şu hayatta en çok kıymet verdiğim şey ailem ama en çok da onunla sınanıyorum. Kıymetliler listesinde değişiklik falan mı yapmak gerek acaba?

Dostum,
Bu dünyaya yalnız gelmişiz yalnız gideceğiz.
Yargılanmadan bir dinleyenimiz var mı ki yanımıza alabileceğimiz.
Boşuna tüketmiyorum artık nefesimi anlatmak için düşüncelerimi, hislerimi,
Kelimeler yetmiyor, anlatamıyorum kendimi.
Toplayacağım düşüncelerimi 
Ve öylece terk edeceğim bu soluk mavi noktayı.


Sevgiler
Karga

7 Şubat 2017 Salı

Şipşak, Hızlı Yazılar: Ciddiyetsizliğin 50 Tonu

"Önüne gelen akıl veriyor lan." (Eski bir Karga atasözü)

*Ciddiyetsiz bir yazıyla karşı karşıyasın dememe bilmem gerek var mı Okurcum?*

Melankoliden kurtulmanın türlü yollarını arıyordum ki kendimi bir anda ciddiyetsiz bir şekilde nasihat dinlerken buldum. Hahah

Göya haftada yalnızca 1 kez blog yazacaktım ve hafta sonu vakit buldukça yorum cevaplayıp blog okuyacaktım. Peh! Yorumlara cevap vereceğim efendim ama diğer konularda ne kadar istikrarlı olabileceğim konusunda tahmin yürütmek istemiyorum. Şayet yaparsam, şuan burayı takla atarak terk edebilirim ama yaklaşık 6 aydır hiç spor yapmadığımı hesaba katarsak takla atmayı gözüm yemez sanırım...

Melankoliden kurtulmak. Hom... Öncelikle yaptığım şey telefonumdaki ayıla bayıla dinlediğim histerik şarkıları silmek oldu. Sonra da gelsin Taylor Swift'den şek it oflar, Demi Lovato'dan ay reli dont kerler. *Cıstak cıstak yapan salak bir Karga hayal edebilirsin burada*(Ya da dilersen aşağıdaki gibi bir Kız da hayal edebilirsin ama bir süre Karga olarak takılacağım haber edeyim)

Günlerden Salı. Ders programı tıklım tıkış hazırladım ama bir şekilde heyecanlıyım, bu dönem daha iyi geçecek gibi hissediyorum(Dün böyle hissetmiyordu). Ne kadar bazı dengesizler mal mal konuşsa da mesela bir tanesi kalkıp dese ki "homm conom son joponyodo çoloşmok ostoyorson omo orodo kodonlor hor goroloyo, torkoyodon folon botor." Ben de boş boş baktım suratına, 2 dakika önce "caponyada insanlar çok serbest" diyordu bu hoca?! Lafa "Kötülemek, umudunu kırmak gibi olmasın ama" diye başlayınca benim şartel attıydı ki zaten, cereyanlar falan gitti, beyne veri iletemedim ben o arada. Japonya'da insanlar kibar ama iki yüzlüymüş, kadınlara "sen evinde otur çalışma" muamelesi yapılıyormuş. İyi de insanların olduğu her yerde böyle saçma sapan şeyler olur, arkadan entrika çevirmeler mi dersin, kıro beyinli üniversite mezunları mı dersin, ohooo. Zati ben Japonya'da kalıcı da olmak istemiyorum ki, adamlar ilerlemiş demi baya bir bizden öteler sonuçta. İki bir şey öğrenip ülkeye faydamız olsun istiyoruz. SÖO VATS YÖR PIRABLIM SENSEİ?

Melankoliden kurtuluş için müzik acayip etkili deneyin derim, bir de böyle bikbikçileri de dinlemeyin efendim. Birileri her zaman "yapamazsın" "ÖMKÖNSÖZ" diyecek ama nedir Karga(olmazsa da Kız) severlerin hayat felsefesi(evet bu aralar ego dopingledim bir de biraz) "Zoru hemen yaparız, imkansız biraz zaman alır."



Sevgiler
Karga

5 Şubat 2017 Pazar

Şipşak, Hızlı Yazılar: Buralar Hep Karışmış


Yetişkinliğe geçiş sürecinin duygu buhranlarıyla beraber aşırı mükemmeliyetçiliğin getirdiği huzursuz ruh halinin birleşimi şuanda içinde bulunduğum hal. Kafamın içinde at koşturan düşünceler ve yorgun duygular var. Gelecek kaygısı, günü iyi değerlendirmek, sevdiklerime vakit ayırmak, kendime vakit ayırmak gibi düşüncelerin beni bu kadar yorabileceğini tahmin etmezdim ama yoruyor. Peki, sebebi ne? Biraz umursamaz davranmak beni öldürmez ya da hayatımı felakete döndürmezken neden bu kadar ciddiye alıyorum her şeyi? Evet, umursamaz davrandığım zamanların sonunda daha ciddi stresler yaşayıp kafayı yemenin eşiğine geldiğim oldu ama bunun ayarını tutturabilmemin mümkün olduğunu düşünüyorum. Her şeyin hesabını yapmamın imkanı yok; en mükemmel tatili geçirip, en mükemmel ders programını hazırlayıp, en mükemmel üniversite dönemini geçirmek… Söze “mükemmel” kelimesi karıştığında zaten gereksiz bir parlaklık bir patlama oluşmuyor mu cümlede? Evrendeki sistem bile sekteye uğradığında, bozulduğunda açıklığı yamamak yönünde çalışıyorken ben neden her şeyi tek seferde en doğru şekilde yapma isteği duyuyorum? Benden “mükemmel” diye bahsetmeleri için mi? Ya da daha doğrusu kendimi “mükemmel” görebilmem için mi? Bu istek gereğinden fazla zulümkar değil de ne. Herkesin yamanacak açıklıkları vardır, bunların varlığını reddetmek delik deşik kalmamıza neden olur. Çok açık değil mi?


Sevgiler
Kız