30 Nisan 2016 Cumartesi

Blogsözlük: Taze Kan

Blog dünyasının ilk sözlüğü olan blogsözlük'ü daha bu sabah duydum, üye oldum ve entry girmeye başladım bile. Henüz yeni bir sözlük olmasından kaynaklı yeterince canlı değil ama katkısı olacak her blog yazar ve/veya okuru sayesinde daha da eğlenceli bir yer olacağına eminim. Seni de beklerim, ben yine Karga ve Kız takma adımla oralardayım :)
Blogsözlük için tık

Alakasız Not: Toplanmaya çalışıyorum. Depresif ruh hali hoş bir şey değil.

Sevgiler
Kız

29 Nisan 2016 Cuma

Şuan hiçbir şey yapmak istemiyorum: Ders çalışmak istemiyorum, araba sürmek istemiyorum, hatta müzik dinlemek ve nefes almak bile istemiyorum. Kolumu kaldırmaya dahi takatim yok. Yoruldum ama neden bilmiyorum. Üzgünüm ama sebepsiz. Sürekli üşüyorum bir de.
Ölecek miyim Doktor?
Sevdiğim insanlar beni sevmiyor ve öylesine benimle konuşuyorlar gibi geliyor. Hatta pek çoğu konuşmuyor ben onlarla konuşmaya çalışmasam.
Mavi Gözlü Lecter'ı görmeyeli epey zaman oldu, sesini duymayalıysa neredeyse 1.5 yıl. Sanırım sesini unuttum.
O kadar çok kişiyi özlüyorum ki. Özlediğim kişilerden birisi de çocuk Kız; artık geri dönsün istiyorum, aynı saflık ve iyi niyeti, enerji ve azmiyle, neşesiyle. Çünkü bende bu bahsettiklerimin hepsi tükendi...


25 Nisan 2016 Pazartesi

Film: Esaretin Bedeli (Ya da Umut Deposu :D )


Umutsuz mu hissediyorsun?
Bütün belaların gelip seni bulduğunu mu düşünüyorsun?
Başına gelenlerinin kaderin olduğunu ve asla değiştirilemez olduklarını mı düşünüyorsun?
O zaman ben sana bir porsiyon Esaretin Bedeli öneriyorum. Nedenini filmi izledikten sonra gayet iyi anlayacaksın :)

Efsane filmdi. Evet, hiç abartmıyorum Sayın Okur. EF-SA-NE FİLM-Dİ! Duygusal açıdan odunun biriyimdir, saçma duygu selleri gelse bile kolay kolay ağlayamam ama bu filmde cidden gözlerim de doldu, kahkaha da attım. Mükemmel sonuyla ise kalıbıma sığamadım. Film bitince umut, mutluluk, heyecan hepsini bir arada yaşadım. Sana bu filmden birkaç replik okutmak istiyorum. Ya da... Aslına bakarsan film baştan sona alıntılanmalık ve bence ne ben buraya yazmakla uğraşayım ne de sen okumakla uğraş. Gidip izlersen inan daha iyi :)



Not: Filmde uygunsuz sahneler var. Hoş, bu sahnelere rağmen izlenecek kalitede bir film, yine de söylemeden geçmeyeyim dedim :D

------Bu çizgiden itibaren biraz zevzeklik yaptım yani okursan senin suçun, ben uyardım :D

Not: Tim Robbins'e her anlamda hayran kaldım filmde(rol olduğunu biliyorum ama lütfen bir anlığına hayallerimle başbaşa bırak beni :D ) ama kısa bir araştırma ile şuan 57 yaşında bir amca olduğunu öğrenince resmen yıkıldım -.-" Neyse filmde şekerdi en azından ama filmde de 45 yaşındaymış! Arkadaş, nasıl genlere sahip bu adam?! Sanırsın Johnny Depp. Tabi yaş biraz daha ilerleyince belli etmiş yaşını ama yine de şoktan çıkmam uzun sürdü biraz :D
Aşağıdaki resmi görünce bir şok daha yaşadım. Hayat acı gerçeği bir tokat gibi suratıma çarptı: Johnny bile yıllara dayanamamış be! Eh, adam 52 yaşında ama yine de ne bileyim insan üzülüyor işte :D

Yalnız güzelim filmin altına hiç hoş olmadı magazin kokulu yazılar ama neyse yaa :D

Sevgiler
Kız

22 Nisan 2016 Cuma

Hikaye: Ben Deli Değilim!

Selam Sevgili Okur :)
Hatırlıyor musun, şu yazımda yazdığım bir hikayeden bahsetmiştim. İşte o hikayeyi getirdim sana. 2012 yılında henüz taze bir hikaye yazarı olarak yazdığım hikayelerimden :) Umarım beğenirsin :)

BEN DELİ DEĞİLİM!
Delilik göreceli bir kavramdır. Bir insana deli diyebilmek diğer insanlar için oldukça kolaydır. Oysa onların tek bildikleri: bir deli normalden farklı yani anormal hareketler sergiler ve fikirler düşünür. Peki bu normal hareketleri kim seçti? Cumhurbaşkanı mı, vali mi yoksa çevremizdeki çok bilmiş insanlar mı? Bana göre delilik keskin duyular demektir.. Başkalarının göremediğini görmek, duyamadığını duymak… Bende sizin gibi çok bilmiş insan topluluğu arasında yaşıyorum. Ama farkım şu; bana deli diyorlar ama ben deli değilim..

 Bir sonbahar günü.. Boş bir parkta oturmuş, not defterime bir şeyler karalıyordum… Ağaçlar ağlıyordu ayaklarıma doğru ve yeri sarı kahverengi tonları kaplamıştı. Her sonbahar illaki bu sahneyi bir kez yaşarım ama bu sonbahar farklıydı. Sahne, kişi, yaptıkları aynı ,tamam kostüm değişik fakat bu pek bir önem arz etmiyor ama bir şey farklıydı…

 Tadım kaçmıştı ve ayağa kalkıp parkta yürümeye başladım. Biraz ilerledikten sonra küçük bir kız görmüştüm, kız da beni fark etmiş olsa gerek ki yüzüme gülümseyip yanıma geldi. Bir yerlere oturup küçük kızla biraz sohbet ettik ve küçük kız not defterimi inceledi. Oldukça sevimli bir kızdı. Bana bir daha bu parka gelip gelemiyeceğimi sorduğunda “gelirim” demiştim. Hatta arkadaşlarımı da getireceğimi söylemiştim… Çok sevinmiş ve vedalaşıp gitmişti. Günüm garip ama mutlu bitmişti. O günden sonra hemen her gün parka gittim, küçük kızla oyunlar oynadık, ben ona şekerler ve türlü hediyeler aldım. Bir gün arkadaşımla parka beraber gittik, elimde küçük kız için şekerlerle.. Küçük kız beni görür görmez koştu ve bana sarıldı. Bende başını okşadım ve “Bak arkadaşımı getirdim.” dedim, arkadaşımın suratını işaret ederek. Arkadaşıma döndüğümde yüzüme garip, garip bakıyordu.. “Ne oldu?” dediğimde “Orada kimse yok” dedi. “Nasıl olmaz, baksana..” diyerek küçük kızı ona çevirdim. “Ateşin mi çıktı?” dedi ve endişeli bir suratla elini anlıma sürdü. Sinirlenmiştim “Yaa!! Nasıl görmezsin! Karşında çocuk!” dedim. Küçük kıza döndüğümde küçük kız, korkmuş gözlerle bana bakıyordu.. Küçük kızın elini tutup hızla yürümeye başladım. Arkadaşım arkamdan koşuyordu “ İyi değilsin! Hastaneye gidelim!” dedi. “Bırak beni!” dedim “Hayır saçmalıyorsun! Şuan tek başına yürüyorsun! DELİRDİN Mİ!?” son dediği kelime kafamın içinde yankılanmıştı… Dönüp bir tokat attım ve sonra gittik. Arkadaşım peşimden gelmedi.. Küçük kıza şekerleri verdim ve gitmem gerektiğini söyleyip eve gittim.
 Ertesi sabah uyandığımda gözlerim bulanık görüyor ve etrafta sesler yankılanıyordu. Görmem düzelince evde olmadığımı anladım. Kollarım bağlıydı. Beyaz bir odadaydım. Haykırdım “ÇIKARIN BENİ! BEN DELİ DEĞİLİM!!”

Sevgiler
Kız

20 Nisan 2016 Çarşamba

Benden, Hayattan, Müzikten

Selamlar sana Sayın Sevgili Okurcum :)
Nasılsın? İyisindir umarım :)
Ben iyiyim çok şükür. Sınav haftasını atlattım(söylemesi ne kadar kolay, neredeyse kafayı yiyecektim son sınavıma çalışırken...) ve yapmak istediğim pek çok şeyi yapmaya çalışıyorum şuan. Lise arkadaşlarımı ziyaret ediyorum, alışverişe çıkıyorum, kitap okuyorum vs. Tabi benim hiçbir zaman yapılacak görevlerim bitmeyeceği için aynı zamanda biyoloji ve ingilizce de çalışıyorum. Yani dün başladım açıkçası :D
Şu  resmi görünce aklıma River geldi hehe Paylaşmasam olmazdı :)
Yahu aklımda yazacak onca şey vardı gene uçtu gitti hepsi, aklıma gelenleri daha düzenli not alsam iyi olacak :/ Ben size son zamanlarda dinlediğim ve sevdiğim bir iki şarkıyı bırakıp gideyim madem.

Miley Cyrus ft. Ariana Grande - Don't Dream It's Over
Fanları değilim ama sesleri güzel ikisinin de valla :D Şarkı da yakışmış seslerine :) 
Stüdyo kaydı hali için tık tık
Şarkıyı asıl sahibi Crowded House'dan dinlemek isterseniz tık tık

Miley Cyrus - Twinkle Song
(Fan değilim dedim ama bu aralar çok Miley ve Ariana dinler oldum, hep Youtube'un suçu bunlar :D )
Ders çalışırken kendimi bazen çok huzursuz ve rahatsız hissettiğim oluyordu, gereksiz duygusallıklar yapıyordum. Neredeyse içeride yatan ev halkını uyandırıp hadi beraber oturalım diyecek kadar yalnız hissediyordum ve tabii ki böyle bir şey yapamayacağım için şu şarkıyı dinleyip iyice duygusallaştım ya ne diyeyim :D Bu şarkıdan; depresif, melankolik ruh hallerindeyken şiddetle kaçınmanızı tavsiye ediyorum efendim :D

Iggy Azalea - Team
Şu aralar bol bol Iggy dinler oldum. Eh, sonuçta hip hop sever bir insan olduğum için çok da yadırgamıyorum bu durumu ama işte şarkılarından çok vücutlarıyla(hatta en popüleri popolarıyla) ünlü olan sanatçıları tasvip etmiyorum(Nicki Minaj'ı da dinliyor, Beyoncé'u da dinliyor...) Emaaan, işlerini iyi yapıyorlar be arkadaş 

Daft Punk - Something About Us
Eski ve güzel bir şarkı. Aynı zamanda manalı ve duygulu da.

Sevgiler
Kız

14 Nisan 2016 Perşembe

Şipşak, Hızlı Yazılar: Mantık Bana El Sallarken

Kalbim hızlı hızlı çarpıyor, ellerim titriyor, gözlerimi bir an olsun kırpmıyorum, beynim tamamen dumura uğramış durumda ve fonda mahalle sesleri.
Hayır, bu bir aşık karşılaşma sahnesi değil. Sadece biraz fazla kahve içmiş biri.

O tatlı mahalle sesini bozup biraz Back in Black dinlemek ister misin? Grubun adı AC/DC (Alternative Current/Direct Current ın kısaltılması.) Meali Alternatif Akım/Direkt Akım. Biyofizik hocam biyoelektrik konusunu işlerken bahsetmişi bu gruptan. İsmini değil ama bu şarkısını biliyormuşum(Hoca tee ne zaman bahsetti bu gruptan, ben şimdi bakıyorum :D ). Diğer şarkılarına da fırsat buldukça bakacağım :)
Son vize biyofizik(O kadar fizikten bahsettikten sonra kimse de çakmadı zaten) Hadi ben fizik yapmaya gidiyorum ehehe-he he Tamam yaa, domates atmayın. Ya. Özür. Tamam. Tamaaam, sustuum.
Sevgiler
Kız

12 Nisan 2016 Salı

Şipşak, Hızlı Yazılar: Ayaküstü

Selam Sevgili Okur,
Sana bir şarkı bırakıp gideceğim. Malum vize haftasındayım, çok kalamayacağım, anca ayaküstü işte. Neyseki bu cuma son sınavıma da girip rahatlayacağım. Şimdilik girdiğim sınavlar iyiydi. Darısı diğer sınavlarımın başına :D Sınavları olan bütün herkese de kolay gelsin, inşaallah hepiniz mükemmel sonuçlar alırsınız :))
Sevgiler
Kız

4 Nisan 2016 Pazartesi

Şipşak, Hızlı Yazılar: Dünya Durmayacak

Selam Sevgili Okur,
Cumartesi başlayacak vize döneminden önce sıyırdı sıyıracak bir Kız var karşında. Hayır, sebebi sadece vizeler değil. Ay sen benim ne zaman tek bir sebepten dertlendiğimi gördün? Yo-ooo geldi mi bir bir değil sülalecek gelir dertler. Hepsini ortaya dökmek istemiyorum şimdilik çünkü şuan gayet keyifsizim, sadece bir tanesini atıp gideceğim buraya, hem de fikir danışmış olmak istiyorum(lütfen sessiz okurlar, siz de bir fikir beyan edin çünkü şuan her türlü fikre ihtiyacım var.) Mesele, yatay geçiş yapmak istediğim  üniversitenin(istediklerim arasında en tepede yaldızlarla süslü olan üniversite) muafiyet sınav tarihi tam olarak benim mütiş(!) okulumun final dönemine denk geliyor. O güne okulum sınav koyar mı kesin değil ama oldu ki koydular sizce ne yapmalıyım?(Final sınavlarının mazeret sınavı olmuyor bu arada) Sınava gelmeyip büte mi kalmalıyım yoksa sınavı yapacak hocayla mı görüşmeliyim ya da sınavların hepsini düzenleyen hocamla mı görüşüp o güne sınav koymamasını mı rica etmeliyim?(Yok devenin nalı! Adamın da çok umrundaydım ya "Hicim binim i gin bi işim virdi di. İcibi siniv kiymizsiniz ilir mi i gini?" Hayır, yatay geçişle alakası olduğunu da nasıl söyleyeceğim ki hocaya? Hofff) Of, ne yapacağım bilmiyorum. Yatay geçiş yapmak istediğim üniversite TOEFL, IELTS gibi sınavları da kabul ediyor ama TOEFL'a baktım mesela temmuzdan önce sadece 22 Nisan'da sınav var ve ben o zamana hazır olamam gibi hissediyorum. Yine de meraktan soruyorum TOEFL ve IELTS sınavlarına bir kuruma bağlı olmadan girilebilir mi? Girmiş olanınız varsa bana yardımcı olabilir mi?

Gün geçmiyor ki hayat beni sınamadan. Lanet olsun var ya, şu yatay geçiş sürecinde bir ton çelme takıldı ayağıma da geri kalktım yola devam ettim. Bundan da kurtulurum sanırım bir şekilde ama nasıl bilmiyorum şimdilik...

Şuan modum tam olarak şu:
(Şimdi ölmek istiyorum.)


"When it seems your faith has broken, by the second, losin' focus

İnancını yitirmişsin gibi göründüğünde, her saniye odağını kaybederken

Ain't no way to get off, get off, get off, get off
Katiyen olmaz pes etmek, pes etmek, pes etmek"

(Şarkının çevirisi için tık tık )

Sevgiler
Kız